29 Ekim 2022 Cumartesi

COCA COLA REKLAMI VE TOTEMCİLİK İLKELLİĞİ (ŞİİR)

 Siyaset ile yönetilen her ülke 'Sahipsiz ülke' demektir

Çünkü siyaset ahlakdışı-bilimdışı dünyadır

Oysa ahlak doğrunun, bilim gerçeğin dünyasıdır

Ahlakdışılık ve bilimdışılık yanlışyolda(yanlış yolda) olmak yani sahipsizlik demektir,

Demokrasi ağızı(ağzı) olanın konuşması değildir

'Ahlakçı ve bilimsel olanın konuşması'dır

Demokrasi seçmenlerin, halkın, siyasetin seçmesi değildir

'Ahlakın ve bilimin seçmesi'dir

Çünkü insanlığın zirvesi ahlak ve bilimdir,

Ey tanıtımcacılar(reklamcılar), ve kapitalistler

Alim, alime, bilge mi oldunuz da topluma akılvermeye(akıl vermeye) kalkıyorsunuz

Alim, alime, bilge mi oldunuz da toplum mühendisliği yapmaya çalışıyorsunuz

Ahlakçı ve bilimsel mi oldunuz da kendinizi dünyanın ve insanlığın

Önderi sanıyorsunuz,

Durum ki tanıtımcalar(reklamlar) işlerinigüçlerini(işlerini güçlerini) bırakmışlar

İnsanları, toplumu, ve Türkiye'yi yönlendirmeye çalışmaktalar

Özellikle de yabancı şirket tanıtımcaları büyük bir akıldışılık, ahlakdışılık, mantıksızlık

Durumu içinde görünmekteler

Bu durum ya kasıtlı olarak yapılmakta ya da bu tanıtımcaların şirketleri

Kendi ülkelerinin, kendi toplumlarının olağan durumlarını Türkiye'ye yansıtmaktalar

Ve hem Türkiye'ye hem de tüm insanlığa yanlış da, kötülük de yapmaktalar

Çünkü akıldışı-ahlakdışı-bilimdışı-insanlıkdışı toplumların, ülkelerin, devletlerin

Akıldışı-ahlakdışı-bilimdışı-insanlıkdışı durumları, halleri insanlığa örnek yapılamaz

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi,

Tanıtımcaların(Reklamların) durumu Türkiye'ye

Yani 'Önce ahlak ve bilim

Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın' diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün

Kurduğu ülkeye yani bilime ve ahlaka aykırılık içinde görünmekte,

Örnek ki tanıtımcalarda ahlaka aykırı ünlüler oynatılmakta

Oysa Atatürk de, Türk de, Müslüman da, din de, demokrasi de, laiklik de, özgürlük de

Adalet de, medenilik de, akıl-ruh sağlığı da 'Önce ahlak' demek

Çünkü ahlak hem insanı hayvandan ayıran, nitel en üstün fark

Hem de beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrimin, ve evrenin nitel zirvesi,

Yine örnek ki 'Reklam' diye

İnsanlara, topluma

'Kirlenmek güzeldir'

'Saçmalamak güzeldir'

'Saçmalamaktan korkma' 

'Mucizelere inan' 

'Ahlakdışılıktan utanma'

'Akıldışılıktan utanma'

'Sosyopatlıktan, narsistlikten, teşhircilikten, megalomanlıktan utanma'

Gibi abuksubuk şeyler öğretilmeye, benimsetilmeye çalışılmakta,

Coca Cola

Kendini medeni, uygar, çağdaş, üstünlük, ilerilik, farkılık olarak göstermeye çalışan

Bu şirket 

Tuhaf ki tanıtımcalarında örnek ki birara(bir ara) Romalı gıladyatörleri(gladyatörleri) kullandı,

Coca Cola şimdi de

Yani 21. yüzyılın 2022 yılının ekim ayında

Yine birbaşka(bir başka) abuksubuk yani akıldışı, bilimdışı, akıl-ruh sağlığıdışı bir tanıtımca ile

Gündemde,

Coca Cola

Bu tanıtımcasında

'Herkesin totemi ve Coca Colası hazırsa' diyor,

Türk dil kurumu sözlüğü

'Totem= İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan 

Hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne, ongun' diyor

Yani put gibi birşey yani fetiş,

Yani

Coca Cola denilen, ve kendini medeni, farklı, üstün, çağdaşlık, demokrasi, özgürlük

Sanan bu şirket

Binlerce üniversite olan dünyada

Ve 200 üniversite olan Türkiye'de

İnsanlara, ve topluma 'Totemcilik' öğretiyor, aşılıyor, pompalıyor durumu,

Durum ki totem hem akıl-ruh sağlığına, hem bilime, hem Atatürkçülüğe

Hem demokrasiye, hem laikliğe, hem özgürlüğe

Hem 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz' diyen Muhammed'in dinine 

Hem 21. yüzyıla

Hem de 'İlkel bir toplum olmayan Türkiye'ye' aykırıdır,

Nefs hem 'Sultanlarla düşüpkalkan alim de hırsızdır' hadisinin de dediği gibi

Hem alimi bile alimlikten ve dinden uzaklaştıran en büyük cehalettir

Hem tüm kötülüklerin nedeni ve amaçıdır(amacıdır)

Hem de akılı(aklı), mantığı, ahlakı, vicdanı, akıl-ruh sağlığını önler

Durum ki Türkiye'ye de, insanlığa da saldırı durumu nefs ile birlikte olmakta

Ki moda, ve ahlakdışı pilajlar(pılajlar, plajlar), sigara, içki, özel sektör, ve siyaset de nefstir,

Durum ki mideye birşeyler sokulurken kafaya, beyine, ruha, kişiliğe, akıl-ruh sağlığına da

Yanlış, kötü, zararlı şeyler sokulmaktadır,

Bu durumu önlemek için ya 'Tanıtımca(Reklam) bakanlığı' kurulmalı

Ya Rtük tanıtımcaları daha dikkatli, daha bilimsel, daha mantıklı incelemelidir,

Ey Coca Cola

Sen git totemini kendi akıldışı-ahlakdışı ülkene

Ya da totemciliklerinden esinlenmiş olduğun belli olan Kızılderililer'e

Ya Afrikalılarına geri götür,

Burası 

Hem 'Önce ahlak ve bilim' diyen Atatürk'ün ülkesi

Hem de 200 üniversite olan ülke,

Önerim ki tanıtımcalar yalnızca tanıtım yapsınlar

Toplumun, milletin, ulusun kafasını bozmaya çalışmasınlar

Demokrasi serbestlik değil özgürlüktür

Özgürlük de ahlakçılık ve bilimselliktir

Çünkü ahlak insanı hayvandan ayıran, nitel en üstün farktır

Bilim de insanı hayvandan ayıran, nicel en üstün farktır,

Bu nedenlerle önerim ki

Ahlakdışı insanlarla tanıtımca yapan şirketlerin ürünleri de

Topluma akıldışılık-bilimdışılık-ahlakdışılık-mantıksızlık-tutarsızlık-sosyopatlık aşılama

Özellikli tanıtımca yapılan ürünler de satın alınmamalıdır,

Türkiye sahipsiz değildir

Türkiye'nin sahibi Atatürk değildir

'Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın' diyen Atatürk'ün de dediği gibi

'Ahlak' ve 'Bilim'dir

Bu nedenle ki ahlaka ve bilime aykırılık Atatürk'e de, Türkiye'ye de, insanlığa da

Demokrasiye de, laikliğe de, özgürlüğe de, adalete de, akıl-ruh sağlığına da ihanettir

Bilinmeli ki ahlak ve bilim ile yönetilmeyen ülkeler sahipsiz ülkelerdir,

Ey Coca Cola, görkemli gökdelenlerde hangi çağı yaşıyorsun

Ey Coca Cola, bu ülkeye, ve dünyaya ilkellik mi aşılamaya, pompalamaya çalışıyorsun

Ey pısikiyatırlar(psikiyatrlar), ve ey pısikologlar

Sizler neden akıl-ruh sağlığına aykırı şeylere karşıçıkmıyorsunuz(karşı çıkmıyorsunuz)

Tepki göster miyorsunuz

Yoksa sizler de mi ahlaka ve bilime aykırılığın dünyası içinde misiniz

Bilin ki akıl-ruh sağlığı ilaç şişesine sığmaz

Akıl-ruh sağlığı ancak ahlaka ve bilime sığar

Acıyorum akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Batıya üniversite okumaya gidenlere.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.10.22/11.14

28 Ekim 2022 Cuma

CUMHURİYET BAYRAMI (ŞİİR)

 Düşman ordusuları(orduları) değil de

Düşman ordusularının(ordularının) öncülleri olan

Akıldışı-ahlakdışı moda türü, ahlakdışı-bilimdışı pilaj(pılaj, plaj) türü

Ahlakdışı mekan türü, ahlakdışı özel sektör türü, ahlakdışı-bilimdışı siyaset türü

Ahlakdışı sanatçı türü, ahlakdışı ünlü türü

Ahlakdışı müzik türü, ahlakdışı sinema türü, ahlakdışı Tv dizisi türü

Ahlakdışı Tv yarışması türü, ahlakdışı festival türü, ahlakdışı müzik konseri türü

Ahlakdışı tanıtımca(reklam) türü

Astroloji, medyumluk, falcılık

Ahlakdışılık ve bilimdışılık sarmakta heryeri

Oysa 'Türk' demek 'Önce ahlak'

'Atatürk' demek 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

'Türkiye' ve 'Atatürk' diye ahlakdışı-bilimdışı bu durum nereye gitmek

'Türkiye' ve 'Atatürk' diye bu durum ülkeyi, vatanı, milleti nereye götürmek

Ne işe yarıyor bu ülkedeki 200 üniversite

Topluma mantık öğretmiyorsa,

Ahlakdışı pilajlarda(pılajlarda, plajlarda) da, ahlakdışı otellerde de

Yani ahlakdışı mekanlarda da

Ahlakdışı moda, ahlakdışı giysilerle de

Sigara, içki ile de

Pirsingli, dövmeli bedenlerle de

Ahlakdışı danslarla da

Ahlakdışı müziklerle de

Ahlakdışı sanatçılarla da

Ahlakdışı ünlülerle de

'Cumhuriyet bayramı' kutlamak

Hem mantıksızlıktır, hem ayıptır, hem acıvericidir(acı vericidir), hem akıl-ruh sağlıksızlığıdır

Hem 'Atatürk cumhuriyeti'ne, hem demokrasiye, hem laikliğe, hem özgürlüğe

Hem insanlığa ihanettir, düşmanlıktır

Bu şiiri okuyunca anlayacaksınız

Ancak önce bilin ki mantık yoksa demokrasi de, özgürlük de, ahlak da, adalet de

Akıl-ruh sağlığı da yoktur

Çünkü mantık 'Doğruya giden yolun başı'dır

Çünkü mantık 'Ben dürüst olmak istiyorum' demektir

Bu nedenle ki mantıklı olmayan insanlara da, mantıklı olmayan toplumlara da

Mantıklı olmayan ülkelere de, mantıklı olmayan devletlere de

Mantıklı olmayan hukuka da güvenilmez,

Bir elinde akıldışı-ahlakdışı moda

Bir elinde ahlakdışı-bilimdışı siyaset

Ezbere, mantıksız, bilinçsiz, tutarsız, insanlıkdışı yaşıyor insanlık

Sözcüklerin ve tanımlarım doğru anlamlarından uzaklık içinde insanlık

Demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü, adaleti ahlaka ve bilime aykırı şeyler

Yapmak serbestliği 

Demokrasiyi siyaset ile yönetilmek

Adaleti hukuk sanıyor

Oysa siyaset ahlakdışı-bilimdışı dünya

Hukuk da siyasetin yaptıkları, siyasetin istedikleri yani hukuk da ahlakdışı-bilimdışı dünya

Bu nedenle ki Batıda ahlakdışı ve bilimdışı herşey serbest

Oysa demokrasi, laiklik, özgürlük, adalet 

'Önce ahlak ve bilim' diyen Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi,

'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

Çünkü ahlak beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrenin nitel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran en büyük nitel fark

Bilim beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrenin nicel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran en büyük nicel fark,

'Cuma' deniliyor da

'Cu' ne demek bilen var mı

'Cumhuriyet' deniliyor da

'Cumhur' sözcüğü 'Halk, topluluk' demek de

'Cu' ne demek, bilen var mı

Bence doğruları 'Cüma', ve 'Cümhür', ve 'Cümhüriyet' onların

'Cü' sözcüğü 'Cümle' yani 'Herkes' anlamında

Ve 'Hür' sözcüğü de 'Hürlük' demek

Demek ki başkalarının dili, sözcükleri ile mantık, tutarlılık olmuyor

Öyle ki 'Hürlük' sözcüğü 'Özgürlük' değil 'Serbestlik' demek

Çünkü 'Özgürlük' sözcüğü 'Özün gür gelişimi' demek

İnsanın ve insanlığın doğru özü de 'Ahlak' ve 'Bilim'dir

Yani 'Özgürlük' tanımı 'Ahlaka ve bilime uygunluk', 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

Yani 'Özgürlük' sözcüğüne yalnızca bedenin sağlıklı olması değil

Ruhun, beyinin de ahlaklı ve bilimsel olması dahil

Oysa 'Serbestlik' sözcüğü 'Serilmek' yani 'Bedenin serilme'si anlamında

Görülüyor ki dil çok önemli

Ve Türkçesi de dil de, özgürlük de, mantık da, demokrasi de olmuyor,

'Cumhuriyet bayramı' kutlanıyor da

Türkiye'de 'Cumhuriyet' tanımı 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek, bilen var mı

Çünkü Atatürk 'Önce ahlak ve bilim

Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın'ı öğretti, öğütledi

Ancak ahlakdışı pilajlardan(pılajlardan, plajlardan), ahlakdışı moda serbestliğinden

Zina, genelev, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, ahlakdışı otel, ahlakdışı işyeri serbestliğinden

Astroloji, medyumluk, falcılık serbestliğinden görülmekte ki

Birileri 'Cumhuriyet'i 'Ahlakdışılık ve bilimdışılık serbestliği' olarak anlamakta

Tıpkı Ramazan bayramı, ve Kurban bayramı dini inanç tatililerinde

Sütyen-külot, dişi-erkek, çocuk-yetişkin, karışık

Ahlakdışı pilajların doldurulması gibi mantıksızlık, tutarsızlık, bilinçsizlik durumu,

'Cumhuriyet bayramı' deniliyor da

'Cumhuriyet'in Atatürk'teki, Atatürkçü tanımı nedir, bilen var mı

Ahlakdışı insanların da, bilimdışı insanların da 'Cumhuriyet bayramı'nı kutlamıyorum

Batıda 'Cumhuriyet' ahlakdışılık ve bilimdışılık serbestliği ya da egemenliği olabilir

Ancak felsefede, bilimde, mantıkta, akıl-ruh sağlığında, demokraside, laiklikte, özgürlükte

Adalette, dinde, medenilikte 'Cumhuriyet' tanımı

'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

Akıldışılıktır, akıltutulmasıdır(akıl tutulmasıdır) ahlakdışı-bilimdışı insanların

Ahlakdışı giyinenlerin

Astrolojiye inananların 'Cumhuriyet 

Bayramı'nı kutlamaları

İşte böyle böyle yok oluyor, yıkılıyor

'Önce ahlak' demek olan Türklüğün Türkiyesi

Atatürk düşmanları da, Batı da değil toplumdaki mantıksızlık yıkıyor, yok ediyor

'Önce ahlak ve bilim' üzerine kurulu Gerçek Türkiye'yi

Ve Atatürkçülük sözdekalıyor(sözde kalıyor)

'Cüm' hür de, 'özgür' değil,

Önce 'Cumhuriyet' sözcüğünün Türkçesini bulun

Sonra ahlaklı ve bilimsel olun

Sonra 'Cumhuriyet bayramı'nı kutlayın

Türkiyede ve Türkçede bayramlar böyle kutlanır

Atatürk 'Benim dediğim herşeyi, benim yaptığım herşeyi yapın' demedi

'Ahlakın ve bilimin dediği, istediği herşeyi yapın' dedi

Ve Arabça 'Cumhuriyet' ile 'Türk bayramı' kutlamak çok büyük mantıksızlık

Ne işe yarıyor bu ülkedeki 200 üniversite

Topluma Türkçe öğretmiyorsa

Ve 'Cumhuriyet' değil o, 'Cümhüriyet'

Ve siyaset ile 'Cumhuriyet' bayramı kutlanılmaz

Çünkü siyaset toplumu bölmek ve insanları birbirlerine düşman etmek demek

Oysa cumhuriyet 'Birlik, toplanmak, topluluk' demek.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 29.10.22/04.06


YETİŞİN İLAHLAR (ŞİİR)

 Ben peygamberleri 'Önce vicdan, ahlak, ve bilim' diyen insanlar bilirim

Ben dini

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, 

Sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' diyen 

Din hadisileri'nin tanımı bilirim,

İnsanlığı 

Özel sektör köleliğe yönlendiriyor

Siyaset düşmanlığa

Sıpor(Spor) vahşete

Astroloji deliliğe

Moda fahişeliğe,

Yetişin ilahlar

Kurtarın insanlığı

Eğer gerçekten varsanız

İnsanlık sizi göreve davet ediyor

Yoksa sizi onurlandıracak hal kalmayacak insanlıkta,

Yetişin ilahlar

Eğer gerçekten varsanız

Dünya sizi göreve davet ediyor

Yoksa sizi gururlandıracak hal kalmayacak dünyada.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.10.22/17.40


23 Ekim 2022 Pazar

6 ALTI (ŞİİR)

 Oda dört duvar, bir tavan, bir taban, 6

Tevrat'ta Şeytan'ın sayısı 666

Kuran 6666 ayet

Beyinin bölümleri 6

Elmasın kökeni olan

Organikliğin, canlılığın temel özelliklerinden olan, yaşamın(hayatın) temel elementi olan

Ve evrende bolluk açısından 6. sırada bulunan karbonun atom ağırlığı sırası

Ve harf toplamı 6

Yerin altı var, üstü var

Göğün altı var, üstü var

Herşeyin üstü, altı var

Durum ki 7 değil 6 kıta var

Durum ki insanda temel 6 iç organ var

66 nedense sahipsiz kalmış, belki insanlığın ya da geleceğin sırrı 66'da

Ancak 66 sayısını oluşturan sayılar da 6

Bu sayıların toplamını oluşturan sayıların toplamı da 3 yani 6'nın yarısı

İnsanlık için önemli sayı 6,

6'nın altı sıfır yani evren

Üstü 1 yani herşey bir

Kancalı tırkı yani kancalı kapı kilidi yani korunma, güvenlik 6 biçimli

Altın 6 ki ekonomik korunma biçimlerinden de biri

6'nın altı 5, üstü 7 yani 6 ne kibir ne 7'yi alındırmak

5 ve 7'nin toplamını oluşturan sayıların toplamı da 6'nın yarısı

Tek basamaklı en büyük sayı 9'un ters yazılışı 6

1 üstüne 5, 2 üstüne 4, 3 üstüne 3, 4 üstüne 2, 5 üstüne 1 eklenip 6'ya gider

7 1'i, 8 2'yi, 9 3'ü çıkarıp 6'ya gider

10'a kadar sayıların hem tam ortası yani tarafsızlık ve adalet

Dinin zirvesi, doğruluğun simgesi olan

Düşünsel olgunluğun

Yani mantığın yani akıl-ruh sağlığının başarısı olan 'İnziva' 6 harfli

Hem 1 üstü yani ilerleme, hem var oluş, hem korunma

Sayıların en önemlisi 6

İnsanca olmak için, doğruyolda(doğru yolda) olmak için

Biri dikkat, biri mantık, biri ahlak, biri bilim, biri vicdan

Biri inziva olmak üzere 6'yı mutlaka tamamla.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.10.22/05.08


HALK OYLAMASI YA DA REFERANDUM DEMOKRASİ DEĞİL DİKTATÖRLÜKTÜR SAVIM (ŞİİR)

 Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset

Hem demokrasiyi kullanmak, hem de demokrasiye ihanet etmek durumu içinde bulunmakta

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset

Varlığını demokrasiye borçlu olmasına karşın sözcüklerin içlerini boşaltıp

Sözcüklerin içlerini saçmasapan, abuksubuk ya da sözcüğün gerçek anlamına aykırı

Durumlarla doldurmakta

Ve insanlığı demokrasi diye demokrasiye aykırı, insanlıkdışı bir dünya türüne doğru

Götürmek durumu göstermektedir

Örnek ki kendi yaptığı yasaları insanlığa hukuk, adalet diye yutturmaktadır

Oysa adalet ahlakçılık ve bilimselliktir ancak siyaset ahlakdışı-bilimdışı dünyadır

Yine örnek ki siyaset özgürlüğü serbestlik olarak yutturmaktadır

Oysa özgürlük ahlaka ve bilime uygun serbestliktir yani ahlakçılık ve bilimselliktir

Ancak siyaset ahlaka ve bilime aykırı dünyadır,

Yine örnek ki siyaset halk oylaması ya da referandum dediği şeyi

İnsanlığa demokrasi olarak yutturmaktadır

Oysa demokrasi ahlakçılık ve bilimselliktir

Yani halka değil ahlaka ve bilime sormaktır

Ancak siyaset ahlakdışı-bilimdışı dünyadır

Bu nedenle de çözümleri ahlaka ve bilime değil ahlakı ve bilimi umursamazlık

İçinde bulunan insanlığa sormaktadır

Bu nedenle ki halk oylaması ya da referandum denilen şey

Gerçekte demokrasi değil diktatörlüktür,

Demokrasi ahlakçılık ve bilimselliktir

Çünkü beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin nitel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran nitel en üstün fark ahlaktır

Beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin nicel zirvesi

Ve insanı hayvandan ayıran nicel en üstün fark da bilimdir

Bu nedenlerle ki halk oylaması ya da referandum olan yerde

Demokrasi değil diktatörlük vardır,

Demokrasi ahlakçılık ve bilimsellik demek olduğu için

Başka türlü de anlamı ve gereği olmadığı için

Demokrasinin amaçı(amacı) ahlaka ve bilime aykırılığı değil

Ahlakı ve bilimi mutlu etmektir

Bu nedenle ki bir ülkede insanların tümü mutlu olsa

Ancak bir tek alim ya da alime mutsuz olsa

O ülkede demokrasi yok demektir

Demokrasinin ölçütü ahlakdışı-bilimdışı insanlar değil, ahlakçı-bilimsel insanlardır

Durum ki siyaset denilen akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünya

Halk oylaması ya da referandum denilen şeylerle hem insanlığı aldatmakta

Hem de varlığını sağlamlaştırmaktadır,

Düşünün

Sodom, Gomora, Pompei denilen ahlaksız yerlerde

'Ahlaksızlık yasaklansın mı?' sorusuna halklarının çoğunlukları 'Hayır' derlerdi

Düşünün

Nazi imparatorluğunda

'Vahşet yasaklansın mı?' sorusuna halkının çoğunluğu 'Hayır' derdi

Genelevlerde halk oylaması ya da referandum yapılsa 'Fuhuşa evet' çıkar

Meyhanelerde halk oylaması yapılsa 'İçkiye devam' çıkar

Durum ki halk oylaması ya da referandum denilen şey saçmalığın dünyasıdır

Çünkü ahlakı ve bilimi umursamazlıktır

Halkı onurlandırmak değil halka ihanettir çünkü ahlaka ve bilime ihanettir,

Anayasa denilen şey ahlak ve bilim ile dolmalıdır

İnsanların ahlakdışı-bilimdışı istekleri ile değil

Yoksa anayasa demokrasiye ve akıl-ruh sağlığına değil

Babalaragelmeye(Babalara gelmeye)

Yani ya Batıda olduğu gibi ahlakdışılığın diktatörlüğüne

Ya da Doğuda olduğu gibi bilimdışılığın diktatörlüğüne yardım eder

Halk oylamasına ya da referanduma hayır

Ahlaka ve bilime evet

Yoksa demokrasi denilen şey diktatörlüğe dönüşür

Diktatörlük de demokrasi diye yutturulur

Çünkü siyasetin kendisi zaten akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı olduğu için

Yasaklanmalıdır

Yani yasaklanması gereken birşeyin halk oylaması ya da referandum yapması

Tuhaftır, gülünçtür, utançtır, mantıksızlıktır, tutarsızlıktır, aldatmacadır

Bu nedenle ki diktatörlüklerin sevdikleri şeylerden biri de halk oylaması

Ya da referandum denilen şeydir

Çünkü siyasetin de, diktatörlüklerin de ahlaka ve bilime soracak cesaretleri yoktur

Çünkü hem ahlakdışı ve bilimdışı dünyalardır

Hem de halkları kolayca kandırabilirler ancak ahlakı ve bilimi kandıramazlar

Çünkü ahlakın ve bilimin doğru, evrensel ölçütleri vardır

Halk oylaması ya da referandum denilen şey ya diktatörlüğü sürdürmek

Ya da diktatörlük getirmek içindir

Bilin ki ahlak ve bilimsellik olmayan yerde diktatörlük vardır

Çünkü ahlak ve bilim evrensel vicdanın başlangıçıdır(başlangıcıdır)

Hiçbir referandum ahlakçı ve bilimsel sonuç istemez

İstese zaten halka değil ahlaka ve bilime sorar

Halk oylaması ya da referandum demokrasinin değil diktatörlüğün belirtisidir

Zaten doğru halk 'Bana değil ahlaka ve bilime sorun' der

'Önce ahlak ve bilim' diyen Muhammed'in

Ve 'Önce ahlak ve bilim' diyen Atatürk'ün dediği gibi.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 23.10.22/16.10

20 Ekim 2022 Perşembe

SİYASETİN KENDİSİ DEZENFORMASYON DURUMU (ŞİİR)

 Türkiye'de durum ki akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir merkez

Türkçe düşmanlığı, mantıksızlık, ve vahşilik

Bir merkez de Türkçe düşmanlığı, mantıksızlık, ve cinsel ahlaksızlık pompalamakta

Yani ortak yönleri Türkçe düşmanlığı

Ancak bir merkez bunu bilinçli olarak, Arablaşmayı başarı sanarak

Bir merkez de bilinçsiz olarak, haz olarak, Batılılaşmayı başarı sanarak yapmakta

Birinin dinin dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin din tanımını

Birinin de demokrasinin, laikliğin, ve özgürlüğün ahlakçılık ve bilimsellik

Batının ise ahlakdışı ve bilimdışı dünya türü olduğunu

Ahlakın beyinin insani nitel zirvesi

Bilimin de beyinin insani nicel zirvesi olduğunu bilmediği açık

Yani birileri Batıya benzedikçe, birileri de Araba benzedikçe bayram etmekte

Oysa doğru olan şey birilerine benzemek değil ahlaklı ve bilimsel olmaktır

Bu nedenle ki Muhammed 'Din ahlak ve bilimdir, ahlak ve bilim yoksa din de yoktur'u

Atatürk de 'Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin'i öğretti

Siyaset ise ahlakı ve bilimi umursamayan laylaylom dünyadır

Açık ki bir merkez dinin Arablaşmak değil, dini tanımlayan Din hadisileri'nin

Din tanımı olduğunu

Bir merkez de demokrasinin Batılılaşmak değil ahlakçılık ve bilimsellik olduğunu bilmiyor,

Bu iki merkez

Üstelik de Türkçe karşılıkları varken

'Hijyen, etik, misyon, vizyon, performans, aktivite, aktivasyon' gibi Batıca sözcüklerini

Kullanmakta

Ancak Arabçı olan merkez yine Türkçe karşılıkları varken 'Kıyafet, fikir, bahsetmek

Bariz, devasa, kadim, farzetmek, faaliyet, mesela, misal, münasip, mütemadiyen

Lazım, mecbur, netice, muhakkak, nihayet, kıymetli, mülakat, mühim, mükafat

İlave, kabiliyet, istikbal, ihtar, ihtimal, imtihan, hassas, istirahat, istikamet' gibi

Arabça sözcükleri kullanmakta, ve kullandırmaya çalışmakta

Oysa hem kendi dilini kullanmayan insan da, toplum da yanlış yoldadır

Hem kendi dilini kullanmayan insan ve toplum düşünsel eksiklik içinde olur

Hem de Türkçe düşmanlık Türkiye'ye düşmanlık durumu olur,

Şimdi bir de Fıransızca/Fransızca sözcük olan 'Dezenformasyon'lu

'Dezenformasyon yasası' diye bilinen yasa geldi

Türkiye'deki, Türkçeye yönelik ilgisizlik, dikkatsizlik, sorumsuzluk gibi şeyler

İletişim bakanlığının yayınlamakta olduğu 'Dezenformasyon bülteni' adlı şeyde de

Acı biçimde görülmekte

Yani hem 'Dezenformasyon', hem 'Bülten' sözcüğü, ve ikisi de Fıransızca

Tuhaf ki Osmanlı imparatorluğu'nun son dönemlerinde de Fıransızca hayranlığı oluşmuştu

Ancak siyaset/politika denilen şey unutmamalı ki siyasetin kendisi de 'Dezenformasyon'dur

Çünkü siyaset hem beyinin, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, ve evrenin temel koşulları olan

Ahlaka ve bilime aykırı dünya durumundadır

Hem de siyaset toplumu bölmek, insanları birbirlerine düşman etmek

Ve toplumu yanıltmak, öyle ki kandırmak üzerine kurulu dünyadır

Örnek ki kendisine 'Dinli' denilen bu toplum mu zinanın, genelevlerin

Ahlakdışı pılajların(plajların), eşcinselliğin, eşcinsel evliliğin serbest olmasını istiyor

Yoksa siyaset mi bunları dayatıyor,

Gerçek ki siyaset demokrasiye, özgürlüğe, adalete, akıl-ruh sağlığına, insanlığa aykırıdır

Bu nedenle de yasaklanmalıdır

Türkiye de, tüm dünya da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Ahlak ve bilim' ile

Yönetilmelidir

Tek doğru yol, tek çözüm, tek medenilik, tek insanca dünya durumu budur

Durum ki siyasetli günler Türkiye'nin de, dünyanın da

Karanlıkgünleri(Karanlık günleri) durumudur

Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Ahlak ve bilim'de birleş

Ahlakı, bilimi, ve Türkçeyi koru ve geliştir


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 21.10.22/02.50


19 Ekim 2022 Çarşamba

AH SİYASET VAH SİYASET (ŞİİR)

 Toplumu bölen, insanları birbirlerine düşman eden

Ahlaka ve bilime yoldaşlık değil kapitalistliğe kölelik eden

Ah siyaset, vah siyaset

Ya vahşilik ya ahlaksızlık getiren

En tehlikeli yandaşlık olan

Ah siyaset, vah siyaset,

Bilmez misin demokrasi demek siyasetçilik demek değil

Ahlakçılık ve bilimsellik demek

Bilmez misin medenilik demek herşeye boyuneğmek(boyun eğmek) değil

Ahlakçılık ve bilimsellik demek

Bilmez misin adalet demek senin yaptığın değil

Ahlakın ve bilimin yaptığı demek,

Ah siyaset, vah siyaset

Bak 'Önce ahlak ve bilim' diyor Muhammed

Bak 'Önce ahlak ve bilim' diyor Atatürk

Sense ne ahlak dinliyorsun ne bilim

Ah siyaset, vah siyaset,

Hükümdarlığın seçim sandıkılı(sandıklı) halisin sen

Diktatörlüğün takımgiysili(elbiseli), kıravatlı(kravatlı) halisin sen

Oy almak için ahlaksızlıklara, bilimdışılıklara, insanlıkdışılıklara serbestlik veriyorsun

İnsanlığı da, dünyayı da insanca olmaktan uzaklaştırıyorsun

Demokrasinin de, dinin de arkasına saklanıp demokrasi düşmanlığı, din düşmanlığı

Canavarlık yapıyorsun

İnsanlığa karşı suç sayılıp yasaklanmalısın artık sen

Ah siyaset, vah siyaset

Defol git de ahlak ve bilim ile aydınlansın dünya, ilerlesin insanlık

Binlerce üniversite olan dünyada bilgeliği değil deliliği olağanlaştırmaya çalışan

Atası, soyu ahlak ve bilim değil katliam olan

Ah siyaset, vah siyaset.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 20.10.22/09.09


17 Ekim 2022 Pazartesi

AKP’YE MANTIK DERSİM-1-KADER (ŞİİR)

 'Mantık' sözcüğüne Türk dil kurumu 'Arabça' diyorsa da

Bence Türkçe sözcük çünkü Türkçedeki 'İnsan' anlamına gelen 'Men/Man' sözcüğünden

Ve 'Tıkırtıkır/Tıkır tıkır' anlamına gelen Türkçe sözcükten türetilmiş

Yani savım ki 'Mantık' sözcüğü 'Tıkırtıkır çalışan beyin' anlamında sözcük

Yani 'Mantık' sözcüğü de Türk dil kurumu'nun yanıldığı sözcüklerden bence,

Mantık dikkatten sonraki en önemli şeydir çünkü dikkat olmazsa mantık da olmaz

Ve mantık olmazsa akıl-ruh sağlığı, felsefe, bilim, ahlak, din, adalet de olmaz

Bu nedenle okullarda okutulması gereken en önemli ders mantık dersi olmalıdır

Ancak durum ki üniversitelerde bile mantık öğretilmiyor ki üniversite mezunu insanlar bile

Mantıksızlık içindeler

Örnek ki kimisi sütyen-külot ortalıkta dolaşıyor

Kimisi sigara, içki içiyor

Kimisi astrolojiye, fala, büyüye inanıyor

Kimisi bozulan araçları, eşyaları, cihazları dua ile onarmaya çalışıyor

Kimisi hastalıkları tıp(tıb) bilimi ile değil dua ile iyileştirmeye çalışıyor

Kimisinin bedeni pirsing, dövme gibi ilkellik, vahşilik kültürüleri(kültürleri) ile dolu,

Her dilde her harf, nokta, virgül bile çok önemlidir

Bu nedenle ki sözcüklerde harf, nokta, virgül eksiltmek çok yanlıştır

Çünkü sözcüklerin anlamsızlaşmalarına da, anlaşılamamalarına da neden olabilir

Örnek ki Arabçadaki 'Kader, keder'

Türkçedeki 'Elek, yelek'

Bu nedenle ki ilerlemek, yükselmek, güçlenmek isteyen bir ülke ya da toplum

Önce kendi dilini geliştirmelidir, güçlendirmelidir

Yani el sözcükleri ile dil olmaz

Ancak görülmekte ki üstelik de Türkçeleri varken Türkiye'ye 'Hijyen, etik, vizyon, misyon

Performans, aktivite, aktivasyon, kıyafet, fikir, bariz, devasa, kadim, bahsetmek' gibi

Yabancı sözcükler katılmakta

Oysa bir ülkenin ya da toplumun gücünü önce dilindeki başarı belli eder

Gerçek ki 'Yabancı sözcük' sanılan pekçok sözcük gerçekte Türkçe kökenlidir,

'Kader' sözcüğünün yalnızca kullanılış biçimine bakılsa da

'Ben çok kaderliyim', 'Ben çok kadersizim'

'Kaderimde zengin olmak da varmış', 'Kaderimde yoksul olmak da varmış' gibi 

Örneklerinde görüldüğü gibi

Hem olumlu, hem de olumsuz anlam içeren, öziçeriksiz ve dışsal bir sözcük olduğu anlaşılır,

Dil başka diller üzerine kurulursa sözcükleri zamanlar anlamsızlaşır, tuhaflaşır, anlaşılmazlaşır

Örnek ki 'Kader' denilen sözcüğün doğrusu, Arabçadaki 'Dehr' sözcüğünden

'Dehr' sözcüğü de birisinin başına birşey gelmesini anlatan 'Dehere' sözcüğünden

'Dehr' sözcüğü de Saba(Sebe) dilindeki 'Dhr' sözcüğünden geliyormuş

Sabaca 'Dhr' sözcüğü de 'Yok etmek' anlamına

Ancak eski bir Sami dili olan Ge'ez dilinde 'Dhr' sözcüğü 'Kutsamak' ve 'Lütufta bulunmak' 

Anlamlarına geliyormuş

'Sami' ise 'Arap, İbrani, Süryani (Arami, Keldani, Asuri), Akad' gibi halkların ait olduğu kitle

Bu nedenle eski Arap şairleri başlarına gelen iyiliği hem de başlarına gelen kötülüğü de

'Dehr' olarak tanımlamışlar

Ancak dikkat edin, 'Kendilerinin yaptığı ya da kendilerine yapılan iyilikleri ve kötülükleri' değil

'Başlarına gelen' iyilikleri ve kötülükleri

Ancak Arabçadaki 'Keder, heder, ender' sözcüklerinin olumsuz anlamlarından da 

Anlaşılacağı gibi Arabçada iki heceli sözcüklerde 'der' son eki olumsuzluk vermekte

Bu nedenle ki iki heceli olan 'Kader' sözcüğü de olumsuzluk demek olur

Yani bu durumda, olumlu, iyi, güzel, mutlu şeylere 'Kader' denilemez

Yani yalnızca kötü şeylere 'Kader' denilebilir

Dilfelsefesi, dilmantığı, ve dilbilimi gereği ,

Vikipedi'de diyor ki 'Kader ya da yazgı=Önceden ve değişmeyecek bir biçimde belirlenmiş 

Olay akışı'

Ancak bu tanım 'Kader' sözcüğüne hem doğaüstü bir anlam vermeye çalışan

Hem 'Olay akışı' diyen yanlış bir tanımdır

Çünkü 'Kader' denilen şey 'Olay akışı' değil, 'Son, son durum'dur

Ve 'Son'lar insanların kendilerince de, başka insanlarca da yapılabilir

Örnek ki başka bir ülkeye giden insan da 'Kaderimde buralara da gelmek varmış' diyebilir

Ki kendi isteği ile oraya gitmiş olmakta

Örnek ki kendisine atılan iftira yüzünden hapisedüşen(hapise düşen) insan da 

'Kaderimde hapisedüşmek de varmış' diyebilir

Örnek ki sivrisinekten bulaşan sıtma sonuçu(sonucu) ölen insanın son sözü de

'Kaderimde bu da varmış' diyebilir

Örnek ki kafasını direğe vurup ölen insanın son sözü de 'Kaderimde bu da varmış' diyebilir

Örnek ki deprem ile evi yıkılan insan da 'Kaderimde bu da varmış' diyebilir

Demek ki 'Kader' sözcüğü öncelikle 'Birşey yapmaya gücü olan birşeyi' içerir

Yani dünyadaki ve evrendeki, insanlara yönelik birşey yapmaya, oluşturmaya yönelik herşey

'Kader' yapabilir

Dini inançlarda ilah var olduğundan ilah da insanlara yönelik birşeyler yapma olanaklıdır

Bu durumda 'Kader' genelde beşe ayırılır(ayrılır):

1- İnsanın kendisinin yaptığı kader

2- Öteki insanların yaptığı kader

3- İnsan olmayan canlı varlıkların yaptığı kader

4- Cansız varlıkların yaptığı kader

5- İlahların yaptığı kader,

Bu durumda örnek ki gerekli bilimsel, teknolojik, ve insani önlemlerin alınmadığı

Kömür ocaklarındaki gırizu(grizu) gibi nesnel nedenli kazalar da

Göçük gibi öznel nedenli kazalar da 'İnsani kader'lerdendir yani 'İnsan nedenli kader'lerdir

Yani bu kaderlerde örnek ki ilahların etkisi yoktur

Oysa deprem insanların yaptığı birşey değildir ancak depreme karşı dayanıklı 

Yapılar yapmamak yani depreme karşı bilimsel, teknolojik, ve insani önlemlere uymamak

İnsani etkidir

Ancak bu durumda da ya 'İnsanların önlemleri ilahların yaptıklarını yenebiliyor' durumu

Ya da 'İlahlar kendi yaptıklarına karşı insanların savaşmasını, mücadele etmesini 

Önlem almasını istiyor' durumu oluşur ki bilimde ve teknolojide ilerleme

İkinci durumun geçerli olduğunu göstermekte ki durum ki Hıristiyan(Hristiyan) Batı

Bunu anladığı için bilim ve teknoloji ile sorunlara karşı önde,

Bu durumda açık ki bilimsel ve teknolojik önlemler alınmadığı için oluşan kazalar

'İlahi kader' olarak tanımlamazlar, yorumlanamazlar

Yani insanlar yaptıklarını ya da yapmadıklarını 'İnsani kader' olarak tanımlayabilirler

'İlahi kader' olarak değil

Çünkü bilimin ve teknolojinin sorunlara karşı başarısı ilahların yapacaklarına karşı

İlahların önlem alınmasını istedikleri açıktır yoksa bilim ve teknoloji hiçbir sorunu çözemezdi

Bu durumda dinsel inançlar açısında yalnızca ölüm 'İlahi kader' olarak tanımlanabilir

Ölümlerin nedenleri değil

Bu nedenle örnek ki hiçbir maden ocağı kazası 'İlahi kader' olarak tanımlanamaz

Çünkü ya insan hatasıdır(yanlışıdır)

Ya da Allah vermiş olsa da önlem alınması gerekir çünkü durum ki Allah böyle istiyor

Çünkü Muhammed de 'Din bilimdir, Çin'de de olsa gidip öğrenin'

Ve 'Devenizi önce sağlam kazığa bağlayın, sonra Allah'a emanet edin' diyor

Ve bilim, teknoloji, medenilik ilerlerse sorunlar ya azalmakta ya yok olmakta

Bu nedenle ki pekçok hastalık, en azından pekçok ülkede artık yok olmuş durumda

Yoksa asla yok olmazlardı

Bu nedenle ki İslamiyet dini inançında(inancında) 'Doğal ölüm'den 

Yani, Allah'ın kendisinin doğrudan verdiği 'Ölüm'den başka

Boyuneğilecek(Boyun eğilecek) kader yoktur

Batı dünyası bunu anlamış ki bilimde ve teknolojide ilerlemekte

İslamcı dünya bunu anlamamış olmalı ki bilimde ve teknolojide gerikalmakta(geri kalmakta)

Bu durumda açık ki Allah verdiği sorunları 'Boyuneğilsin' diye değil 

Çözülsün, insanlığın zekası(anlakı) ilerlesin diye vermekte

Bu nedenle ki hadis 'Bilim Çin'de de olsa gidin öğrenin' diyor.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 18.10.22/05.15


16 Ekim 2022 Pazar

DEZENFORMASYON YASASI DEĞİL AHLAKSIZLIK YASASI GEREKLİ SAVIM (ŞİİR)

 İnsanlığın 21. yüzyılda da temel sorunu sözcüklerin doğru anlamlarını bilmemektir

Bu nedenle benim birinci görevim, birinci işim

Sözcüklerin doğru anlamlarını öğretmektir

Dünyadaki binlerce üniversite bile sözcüklerin doğru anlamlarını öğretmemekte

Örnek ki felsefe diye, 'Konulardaki ve sorunlardaki tüm olasılıkları tarafsızca ve dürüstçe

Araştırmak ve sunmak bilimi' tanımı değil

'Felsefe tarihi, felsefecilerin sözleri' falan öğretilmekte

Demokrasi diye, 'Ahlakçılık ve bilimsellik yönetimi' tanımı değil 'Siyaset, siyasi parti

Siyasetçilik, siyasi parti yönetimi' öğretilmekte

Özgürlük diye, 'Ahlakçılık ve bilimsellik' değil 'Serseriliğin kardeşi olan serbestlik

Yani ahlakdışılık ve bilimdışılık' öğretilmekte

Adalet diye 'Ahlakçılık ve bilimsellik' değil ahlakdışı-bilimdışı dünya olan siyasetin yaptığı

Yasala(Kanunlar), hukuk öğretilmekte

Din diye, dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımı değil

'Gelenekler, görenekler, töreler' yani Din hadisileri'nin din tanımına aykırı şeyler 

Öğretilmekte,

İnsanlık gerçeklerden ve doğrulardan

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünyalar olan siyaset ve moda yüzünden

Öylesine uzaklaştırılmış ki Türkiye'de, siyasi iktidarın yaptığı ve 'Dezenformasyon yasası'

Diye bilinen yasadaki 'Yalan, doğru, gerçek' sözcüklerine bile

'Kime göre yalan, kime göre doğru, kime göre gerçek?' gibi saçmasapan, abuksubuk

Tepkiler, itirazlar yapılmakta ki bu ülkede binlerce lise, 200 üniversite var ve

Anlaşılmakta ki bu liseler ve üniversiteler daha ya 'Gerçek ne, doğru ne?' öğretmiyorlar

Ya da bunları yanlış öğretiyorlar yani 'Sana göre, bana göre, kime göre?'li yani

Göreliliğin safsata biçimi ile öğretiyorlar

Çünkü bilimde 'Gerçek' ve 'Doğru' sözcüklerine 'Kime göre?' sorusunu sormak

Ya cehalettir ya anlak(zeka) düşüklüğü durumudur çünkü 'Gerçek' tanımı 'Bilim'e göredir

'Doğru' da ahlaka göredir

Çünkü bilim beyinin ve gerçeğin nicel zirvesidir

Ahlak da beyinin ve doğrunun nitel zirvesidir

Bu nedenle örnek ki hayvanlarda ahlak ve bilim olmaz

Yani insanlar, toplumlar, ve insanlık 'Gerçek' demenin 'Bilim', 'Doğru' demenin 'Ahlak'

Demek olduğunu öğrenmelidirler artık

Yoksa durumları havanda su döğmek, ve bostan beygiri gibi hep aynı yerde dönmek durumu

Olur ki siyasetin amaçı(amacı) da zaten 'Demokrasi' diye bu durumları yutturmaktır

Yani 'Yanlış' denilince 'Bilime ve ahlaka göre yanlış'ı insanlar, toplumlar, ve insanlık

Siyaset diktatörlüğüne ve cehaletine karşın(rağmen) öğrenmek zorundalar artık,

'Dezenformasyon yasası' denilen şey demek ki kendine ölçü, ölçüt, pusula, önder, lider

Olarak 'Ahlak'ı ve 'Bilim'i alırsa doğru olur yoksa yanlış olur

Yani ahlaka ve bilime aykırı şeylere karşı olmak zaten akıl-ruh sağlığının da, demokrasinin de

Laikliğin de, adaletin de, medeniliğin de, özgürlüğün de görevidir

Ancak bu yasa ahlaka ve bilime aykırılıklara karşı olmak yerine yandaş ise 

Bu durumda öncelikle kendisi 'Dezenformasyon' durumu olur,

Durum ki 'Dezenformasyon' denilen şey ahlaksızlıktır yani utanmazlıktır

Yani insan ile hayvan arasındaki nitel en önemli farkın yok edilmesidir

Bu nedenle temel çözüm 'Dezenformasyon yasası' değil

Ahlaksızlığı yasaklayan 'Ahlaksızlık yasası' olmalıdır ki bunun içine ahlaksızlığın bir türü olan

Dezenformasyon da girer

Ancak bu durumda açık ki ahlakdışı moda türü de, ahlakdışı pılaj(plaj) türü de

Toplumsal alanlara ahlakdışı halle çıkmak da

Bar, pavyon, genelev, zina, eşcinsellik gibi ahlaka aykırı öteki şeyler de

Yani ahlaka aykırı herşey de yasaklanmalıdır ki bunun içine siyaset ve özel sektör de girer

Çünkü siyaset toplumu bölmek, ve insanları birbirlerine düşman etmek biçiminde 

Özel sektör de toplumun vatanını, emeğini, ve gereksinimlerini sömürmek biçiminde 

Ahlaksızlıktır,

Gerçek ki toplumlar için de, insanlık için de en büyük, en kötü dezenformasyon ahlaksızlıktır

Çünkü ahlak çökerse yalnızca demokrasi ve adalet değil akıl-ruh sağlığı da çöker

Savım ki ahlaksızlığa karşı 'Ahlaksızlık yasası' çıkarılmalı

Ve hertürlü(her türlü) ahlaksızlık yasaklanmalıdır, bundan başka genel, mutlak çözüm yoktur,

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi

Savım ki Türkiye de, tüm dünya da Muhammed'in de, Atatürk'ün de istediği gibi

'Ahlak' ve 'Bilim' ile yönetilmelidir

Yoksa ülkelere de, dünyaya da barış, huzur, güven, dostluk, birlik asla gelmez

Atatürk'e de 'Yurtta barış, dünyada barış' dedirten şey

Atatürk'ün 'Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın' diyecek kadar

Ahlakçı ve bilimsellikçi olmasıdır.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 17.10.22/09.08



KUŞ DİLİ, KUŞ DİLİ CUMHURİYETİ VE EVRİM

 Dili ve toprağı olmak, her şey demek değildir; tıpkı, beyin olmadan da yaşanabileceği gibi. Yani bedeni olmak, her şey olmak demek değildir. Atatürk’ü; öğrencilere yeni Türk harflerini öğretirken gösteren fotoğrafa bakarsanız, kara tahtanın sol yanında W harfini görürsünüz; bazı baskılarında, belki göze batmasın diye budansa da. Atatürk; Türkçe’de olmayan bir harfi öğretiyor olamaz değil mi, o sırada? Anladığım o ki belki de Atatürk; Eski Türkler’de de var olan q, w, x harflerini Türkçe’ye katıp katamayacağını sınıyordu. Ve bu konuyu arkadaşlarıyla tartıştığı da anlatılmaktadır. Gerçekte bu üç harf genetiktir, her toplumda olması doğal ki öyle ya da böyle vardır da yani evrensel ve ilkeldir. Kedigillerden her hayvanın çıkarabildiği seslerdendir. Toplumları çağdaş, uygar yapan harflerden değillerdir. Belki dünya bu yüzden hala çağdaş ve uygar değildir. Vahşi seslerdendir. Daha çok şiddet içeren sözcükler için kullanılır: Box(Boks); war(savaş), sex, wow, gibi. Bu nedenle Afrika'da da yaygındırlar. İnsan ruhuna kötü etki yaparlar, bu nedenle Türkçe'ye alınmamalıdırlar... 


Türk Ulusu; Osmanlıca’yı bıraktı, yeni bir dile geçti diye halk, ulus, ülke olmaktan çıkar mı? Çıkmaz. Kendi dili yok diye Türk Ulusu; halk, ulus, devlet, ülke olamaz mı? Olur. Aynı bunun gibi de dili olan her topluluk; halk, ulus, ülke, devlet, yurt olamaz. 


Q, w, x harfleri Türk'lerin de ilk harflerindendir, bilenler bilir. Orta Asya’daki ilk Türk devletlerinde de bu harfler vardı. Ama büyük olasılıkla onlara da Çinceden geçti. Çünkü Çincede bu harfler hala vardır. Eğer bu harfler; Kürtçe’de varsa; ortada iki olasılık vardır: Kürtler ya Türk kökenlidir ya da Çin. İkisi de değilse yapay yaratılmış bir topluluktur ya da Afrika'dan doğrudan gelmişlerdir çünkü Afrika'da da bu harfleri kullanan diller var. Ama yazının icadı M.Ö. 3.000-4.000 arasında Mısır'da olduğu için ve Hiyeroglif yazısında q-w-x olarak Latin Harfleri'ne çevrilmiş hiyeroglif harflerin söyleniş olarak q-w-x harflerine benziyor olsalar da görünüş olarak hiç benzememeleri nedeniyle anlaşılan o ki Latince biçimleriyle bu harfler büyük olasılıkla, sonradan Hristiyan misyonerlerce Afrika'ya sokulmuşlardır. Kürtler ya Türk ya Çin ya da aşağı yönden gelmiş olan bir Afrika kökenli kavimdir. Türk ya da Çin kökenliyseler de sonuçta Afrika kökenlidirler çünkü kıtalar bir zamanlar Afrika merkezli bir daire olarak bitişiktiler. Sonra üçe ayrıldı tek ve dev dünya kıtası. Yani tüm kıtalar gerçekde Afrika kıtasıdır. Ama bence kıtalar genel olarak iki tanedir, ''eğer bölmek gerekirse''; Amerika kıtası ve Afrika-Asya kıtası. Avrupa kıtası da Asya kıtasına aittir; Avrupa ve Asya kıtaları tek bir kıtadır. Ama gerçekte bence dünya tek bir kıtadır; bölmek keyfi bir yaklaşımdır. Bu durumda, bu kıtasal ayrılmadan çok sonraları ilk insanlar ortaya çıktıklarından, bu durumda doğal ki dünyada ilk insan türü; üç kıtada birden ve ayrı ayrı ortaya çıkmıştır: doğu Afrika ilk insanı, doğu Asya ilk insanı ve Güney Amerika'nın doğusu ilk insanı. Eğer ki Afrika ve Asya kıtası; ilk insanların ortaya çıkışından sonra ayrılmışsa, bu durumda Türkler, Çinliler, Japonlar ve Ruslar Afrika'da da komşuydular demektir ama düşman-komşu da olabilirler doğal ki. Orta Asya’dan, Anadolu topraklarına göç eden Türkler’in yerleştikleri yerlerden biri de Doğu ve Güney Doğu Anadolu’dur. Çünkü Türkler hayvancılıkla uğraştıkları için dağlık, yaylalık yerlere göç ettiler; ovalardan ve deniz kıyılarından uzak durdular. 


Yani Türkiye'nin doğusu; Orta Asya'dan gelen Türk göçlerinden bağımsız, ayrı, uzak değildir. Doğu Anadolu’da ve Güneydoğu Anadolu’da soyadları Türkçe olanlar Türk kökenlidir. Mısır Hiyeroglif yazısı M.Ö. 3.000-4.000 yıllarına aitken Çin'de ilk yazı M.Ö. 6.000 yılına aittir. Yani Çin'de yazı, Mısır'dan çok önceleri vardı. Türklerin tarih sahnesine çıkışları ise M.Ö. 2.000 yılı falandır. Bu durumda, Çin dolaylarında da Afrika'dan ayrı, bağımsız bir ilk insan türü ortaya çıkmış olması doğaldır. Özellikle Güney Asya taraflarında günümüzde bile kuyruklu bebeklerin doğuyor olması buna kanıttır. Avrupalıların beyaz ırk olmasına karşın bembeyaz karların içinde yılın on iki ayı yaşayan Eskimoların beyaz olmaması beyaz ırkın, coğrafik değil genetik olduğunu göstermektedir; dolayısıyla Zenci ırkı da coğrafik değil genetiktir; yani Afrika insanları güneşin altında yana yana siyahlaşmamışlardır; maymundan türedikleri için siyahtırlar; yani Darwin doğru söylüyor; her insan maymundan türemiştir daha doğrusu, bir maymun türünün ta kendisidir; o yüzden öteki maymunlardan insan olmuyor günümüzde çünkü zaten insanın kendisi maymundur; yani dünyada gerçekte ''İnsan'' diye bağımsız, ayrı bir canlı türü yok. Güney Asya ülkelerinde günümüzde bile doğmakta olan kuyruklu bebek örnekleri bunun başka bir kanıtıdır. 


İnsanların ya da toplulukların bir dil konuşuyor olmaları onlara her hakkı verebilirse de devlet, ülke, ulus olma hakkı vermez. Dünyada, ‘’Kuş Dili’’ konuşan çok insan hatta topluluklar var; kuş dili, her ülkede var. Kuş Dili’ni yani Kuşça’yı, kuşlar mı konuşur? Hayır; Kuş Dili yani Kuşça konuşmak, bu dili konuşan insanları ‘’Kuş’’ ve ‘’Kuş Halkı’’ yapmaz ve onlara da ‘’Kuşistan’’ ya da bir ‘’Kuş Devleti‘’ kurmak hakkı vermez. İnsanlar ve topluluklar Mors Alfabesi ile de konuşabilirler, yazabilirler ama bu onlara ‘’Morsistan’’ devleti ya da ‘’Mors Devleti’’ kurmak hakkı vermez. Görmeyenlerin kullandıkları Braille Alfabesi vardır. Braille Alfabesi, görmeyenleri yaratmamıştır; görmeyenler bu alfabeyi yaratmıştır. Bu alfabeyi kullanmak , onu kullananları, görmeyen yani kör yapmaz. Hiç kimse kuş dili kullanıyor diye kuş, kör alfabesi kullanıyor diye de kör olmaz. Yine Binary Alfabesi vardır, bilgisayar dili yani. Binary Alfabesi ise bilgisayarı yaratmıştır. Yani yaratıcı bir dildir. Oysa kuş dili, kuşları; Körler Alfabesi de körleri yaratmaz. Şimdi Körler Alfabesi’ni kullananlar ‘’Biz ayrı bir halkız, ayrı bir devlet istiyoruz.’’ diyebilirler mi? Yine Binary Alfabesi kullananlar da kalkıp ‘’Biz Binary Alfabesi kullanıyoruz, ayrı bir halkız, ayrı bir devlet istiyoruz.’’ diyebilirler mi? Tarihte ‘’Çivi Yazısı’’ olmasına karşın hiçbir zaman ‘’Çivi Halkı’’ ve ''Çivi Devleti'' olmamıştır. Yani Kürtçe denilen dili kullanmakla Kürt olunmaz. Kürtçe konuşuluyor diye de halk, ulus, ülke, devlet olunmaz. Toplumbilim de bunların dışında da terimler vardır. Toplumbilim her kitleye halk ya da ulus demez. Yani dünyada Kuş Dili konuşan on bin ya da on milyon kişi örgütlenip silahlanıp ayaklansalar devlet kurmak için ve yirmi yıl da bu uğurda savaşsalar, kan dökseler onlara da yurt, devlet vermek gerekir. 


Sovyetler Birliği zamanında, Abd’de; Sovyetler Birliği ve komünizm aleyhine ahlaksız haberler, fıkralar ve karikatürler uydurmakla görevli bir birim vardı, Cia'nın içinde. Abd, emperyalizmin siyasi ve silahlı gücüdür; İngiltere ise felsefi gücü. Abd saldırır, yakar, yıkar, bombalar, devirir. İngiltere ise emperyalizmin felsefi, duygusal, toplumsal, insancıl, romantik, ideolojik görünümlü tuzaklar hazırlama merkezidir, örneğin; Suudi Arabistan’da ürettiği Vahhabilik Dini gibi; dinler üretir. Yeni kuramlar geliştirir; modalar geliştirir, sivil örgütlenme türleri geliştirir, boş inançlar, psikoljik takıntı ve bağımlılıklar geliştirir. Türkiye’de dinsel tv kanallarında yayınlanmakta olan ‘’sırlı ‘’ dizilerin bile başlangıç kaynağı İngiltere'deki ‘’Milkway’’ yani ‘’Samanyolu’’ adlı Tv kanalıdır. İngilizce’de Samanyolu, süt yolu anlamına gelen ‘’Milkway’’ dir. İran’daki son olaylarda İngiliz elçilik görevlileri boşuna göz altına alınmadı. ''Ben, Türkiye’nin doğusundaki halka öyle bir dil vereceğim ki devlet kurmak isteyecekler.’’ diyen de bir casus olan bir İngiliz lordudur. İngiliz casusu Lawrence’ın Arab’lara ne yaptığı ortadadır. Emperyalizmin kalesi, Abd’dir ama onun da kalesi İngiltere’dir. 


Abd ve Ab emperyalizmi (emeryalizmi/sömürgeciliği) yapay halk ve yapay devlet yaratma işini çok önceden beri yapmaktadır; Afrika çöllerini cetvelle çize çize onlarca devlet, ülke, halk yarattı. Afrika’da insanları; renk tonlarına göre bile ayırıp ayrı halklar ve devletler yarattı. Birgün de bu emperyalistleri de çizecekler ya haydi hayırlısı. Bugün Türkiye’de, bir şehirde insan, kendi bahçesinin toprağının altındaki suyu bile artezyenle, izinsiz çıkarmak hakkına sahip değil. Bazı Avrupa devletlerinde, evinizin çatısına düşen yağmur sularını bile almak hakkınız yok. Çocuğunuz bile sizin değil oralarda; hemen devlet alıveriyor elinizden. Ya çocuğunuzun fahişe, eşcinsel, psikopat, sosyopat, ahlaksız olarak yaşamasını da kabul edeceksiniz ya da çocuklarınız sizin olmayacak demektir bu. Size hak mı olmuş orada; fuhuşa batmış, uyuşturucuya başlamış çocuğunuza bağırmak çağırmak, bir tokat bile vurmak. Çünkü o tür şeyler bile orada, insanlara hak olarak görülüyor. Bu çok doğaldır çünkü yaşamını; dünyayı sömürmek, savaşa ve kana boğmak üzerine kurmuş Batı uygarlığının, insanca olmayan değerleri de baş tacı etmemesi düşünülemez. Ve bu insanlık dışı, yoz, ilkel, nicel uygarlık kalkıyor eline dünya haritası ve cetvel alıp, ‘’Sen şurada devlet kuracaksın, sen burada devlet kuracaksın.’’ diye buyruklar veriyor insanlara, topluluklara ama dünyanın öteki ucundaki sahiplendiği ıssız, küçücük, tanınmayan, bilinmeyen adacıklara bile özgürlüklerini, bağımsızlıklarını vermiyor. İnsanlara, evlerinin çatılarına düşen yağmur suyunu bile vermiyor. İnsanlara, öz çocuklarını bile vermiyor. Geçenlerde; bir Avrupa devletinde mahkeme, bir aileden çocuğu ‘’Siz buna kötü davranıyorsunuz.’’ diye alıp eşcinsel bir aileye verdiydi! İngiltere, kendinden bir okyanus ötede olan ve Arjantin’in burnunun dibindeki Falkland Adaları’nda hak iddia ediyor ve bunun için de insanları öldürmekten kaçınmıyor. Ama aynı İngiltere gelip Türkiye’ye; şuraları Kürtlere vereceksin, onlar Kürdistan kuracak, diyor. O Türkiye ki Batı Emperyalizmi’ne kahramanca, onurla bir savaşla kurulmuş. O Türkiye ki İngiltere’yi bile yenerek kurulmuş. Ya kimsin sen ya, elinde buralarda dünya haritası ve cetvelle dolaşıyorsun? O haritayı da cetveli de yedirirler sana burada, hala akıllanmadın mı? 


Türkiye’de, Kürdistan hayaliyle yanıp tutuşanlar bilmeliler ki böyle aşağılık, insanlık dışı, ahlaksız, onursuz, kişiliksiz, sömürgeci bir emperyalizmin tuzağına düşmektedirler. Diyelim ki Kürdistan kuruldu; emperyalizm sonra da onu dörde, beşe bölecektir. Emperyalizm, yeni bir İsrail yaratma peşindedir. Onurlu, gururlu, kişilikli her insan ve halk; emperyalizmden uzak durur. Yani devlet gibi devlet olmanın ilk koşullarından biri onurdur, dil değil, toprak değil. Çünkü insanca yaşamak için bile önce gerekli olan şey, onurdur; para, mal değil. Emperyalizme karşı büyük bir onur savaşı verip kurulan Türkiye Devleti'ne karşı ve Türkiye Halkı'na, Türk Halkı'na karşı da emperyalizmle, faşizmle iş birliği edip savaş, onurlu bir şey değildir. Bunu ancak kitabında emperyalizm, kapitalizm, faşizm, diyalektik felsefe, ekonomi politik, bilimsellik, evrim kuramı olmayanlar yaparlar. O nedenle kitabında bu kavramlar olmayanların, parti bile kurmalarına izin verilmemelidir, bırakın iktidar olmayı. Yoksa onlar da emperyalizmle birlikte ellerinde dünya haritası ve cetvelle dolaşırlar. 


Kürtçe’nin en yakın temeli Farsça’dır; yakın temeli ise eski Türk’lerdir; uzak temeli ise Çince’dir. W, x, q harfleri Kürtçe’ye Farsça’dan; Farsça’ya Orta Asya eski Türkçesi’nden;ona da Çince’den geçmiştir. Türkiye’de Kürtçe, Kürdistan hayalleri özellikle İngiltere’nin emperyalist çabalarından başka bir şey değildir. Bence; Kürtler, Kürtçe’den önce emperyalizm, faşizm, kapitalizm, diyalektik felsefe, ekonomi politik, bilimsellik ne demek onları öğrenmeliler. Türk Halkı, bunları Türkçe’den önce Osmanlıcayla öğrendi. İngilizler; ünlü İngiliz kumaşının satışlarını düşürdüğü için ünlü Hint Kumaşı üretilmesin diye Hindistan’daki Hint Kumaşı dokuma ustalarının ellerini kesmişlerdi. Bugün bile Avrupa devletlerinin, bulundukları Afrika , Asya ve Güney Amerika devletlerine baktığınızda, oralarda da kan, vahşet ve savaş ile var olduklarını görürsünüz. 


Ben; emperyalizmin verdiği bir devlette onursuz ama özgür biri olmaktansa, emperyalizme karşı savaşan bir devlette köle ama onurlu olmayı yeğlerim. Türkiye Devleti’ne, emperyalizmle olunup verilebilecek her zarar, emperyalizme yapılmış büyük bir iyilik, yardım olacaktır. Bunu da benim onurum, kişiliğim, mantığım, bilimselliğim, ruhum, gururum kaldırmaz. Emperyalizmle birlikte olmak; vahşetle, insanlık dışılıkla, mantıksızlıkla birlikte olmak demektir. Emperyalizmle birlikte olmak, bebekleri bile öldürmek demektir. Emperyalizm de, emperyalizmle iş birliği yapmak da insanlık suçudur. Emperyalizm, Irak’ı da cetvelle çizip yaratmıştı; ne oldu sonunda gördünüz. Cetvelle çizilenler, cetvelle giderler. 


Unutmayın ki Nazi Almanyası da bir devlet, ülke, yurt, halk, toplumdu; var olmak, var olmak hakkı vermez; neden ve niçin var olunduğuna bağlı. 


Türkiye’deki solcular, devrimciler, komünistler, sosyalistler; kendinizi yalnızca işçi sınıfıyla, emekle, sömürüyle, kapitalizmle, emperyalizmle, devrimle, ateizmle sınırlandırmakla yanlış yapıyorsunuz; yurda da devlete de sahip çıkmalısınız. Yıkamayacağınız şeyi; Atatürk'ün de son ana kadar yaptığı gibi korumalısınız ki yanlış güçler yıkmasın, yoksa birgün, emekçileri değil köleleri kurtarmak zorunda kalabilirsiniz ya da üzerinde barınabileceğiniz bir toprak kalmaz. Atatürkçüler, demokratlar ; kendinizi laiklikle, demokrasiyle sınırlandırmakla yanlış yapıyorsunuz. Altınızdan yurt gittiğinde oyunuza bile itibar edilmeyecektir. 


Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım, yani onurum, demiş. Vatan sizin nerenizde; ayaklarınızın altında mı, onurunuzda mı? Önce buna karar verin. 


Emperyalizmle/emperyalizmle, sömürücülerle iş birliği yapmak, onur değildir. Atatürk ve Türk Ulusu olmak kolay mı sanıyorsunuz? Hiroşima’ya, Nagazaki’ ye atom bombaları atanlar şimdi size ülke sözü veriyor öyle mi! Yeminle olsun, almam ! Batı bana Nobel verse de almam. Yeşil kart verse de almam. Batı kim ya, beni onurlandıracak? Batı önce kendini onurlandırsın. 


Evet; q, w, x harfleri Türk ve Çin kökenlidir. Bu harfler Türkçe’ye girerse, Türk ve Çin Harfleri girmiş olacak. Bu durumda, bunu; Atatürk ya da Mhp yapmış olsaydı; ırkçılıkla, şovenlikle, eskiye dönmekle suçlanabilirlerdi ama bunu Türkiye karşıtı güçler isteyince ilericilik, demokratlık oluyor öyle mi? Bu harfleri Türkçe’ye alınca hem Türk olduğunuzu kabul etmiş olacaksınız, Kürt değil de; hem de ülke Kürtlerin de olduğu bir ülkeye değil daha çok Çin’e benzeyecek Wang, Qonkg, İxen yu, v.b. Ayrıca Avrupa dillerine de benzeyecek ve yarın birgün Avrupa emperyalistleri diyecekler ki Türkler dil ve kültür olarak bizim egemenliğimizdedir. Atatürk bilmiyor muydu bu üç harfi de Türkçe’ye katmayı. Ama bu kadarının da artık Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal, bağımsız, özgür, özgün, antiemperyalist varlığıyla bağdaşmayacağını ve Türkiye Devleti’ni küçük düşüreceği için Türkçe’ye koymadı. Gerçekte istediği, hiçbir Latin harfini Türkçe’ye koymamaktı; eski Türk tarihinden harfler elde etmekti. Ama Osmanlı Kültürü’nden ve Osmanlıca’dan bir an önce kurtulup yeni Türkiye’yi yaratmak için buna zorunlu kaldı. Atatürkçüler yapabilseler, Atatürk’ün bu özlemini yerine getirebilselerdi çok iyi olurdu. Atatürk’ün ‘’ Türk Birliği’nin birgün gerçek olacağına inanıyorum.’’ sözü, bu gerçeği dile getirdiği gibi günümüzdeki, Batı tutkunu Atatürkçülerin de Atatürk’den ne denli uzak olduklarını da göstermektedir. 


Atatürk, Latin harflerini Türkçe'ye koyduğunda durum başkaydı; Atatürk yani Türkiye, emperyalizme karşı büyük bir başarı kazanmıştı, emperyalizmin boynu büküktü; Atatürk Latin harflerini alarak, Batı emperyalizminin onurunu, öz güvenini, öz saygısını, saygınlığını iyice kırmış ve ona meydan okumuştu. Çünkü muhteşem Batı uygarlığının temeli, başlangıcı sayılan Latin harflerinin barbar, cahil, aptal diye dışlanmış, aşağılanmış ve işgal edilmiş bir ülke halkınca ne denli başarılı, olağan üstü, yaratıcı kullanılabileceğini göstermek de istemişti. Doğal ki bu durum, Batının onurunu ve öz güvenini yıktı. 


Şimdi ise durum çok farklıdır. Bu saatten sonra q, w, x harflerini almak, emperyalizme, Atatürk'le yitirdiği ruhsal güveni, öz saygıyı ona tekrar kazandırmak ve emperyalizmin simgelerini ulusal simge yapmak anlamına gelecektir. Ama bu harfler Atatürk zamanında alınmış olsalardı, bu anlama gelmeyeceklerdi. Değişen ortamlar, koşullar, durumlar anlamları da değiştirir. Bu saatten sonra bu harfleri Türkçe'ye almak; Ulusal varoluşun değil emperyalizme ruhsal olarak da boyun eğişin utanç simgeleri olacaktır. Bence siyasi partiler öncelikle; emperyalizm, kapitalizm, diyalektik materyalizm, bilimsellik, ekonomi politik, ulusallık, Türkçe, Türk ne demek iyi öğrenmeliler. 


Q, w, x harfleri Kürtçenin değil bu saatten sonra artık, emperyalizme ruhsal boyun eğişin de simgeleri olacaktır. 


Önce onur, sonra bilim, sonra din. 


Emperyalizme ise hiç geçit yok. 

 

Necdet Gürçiftçi 

Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk-Türkiye bilgesi 

2009-Eylülde internette yayınlandı.


ATATÜRKÇÜLERİN VE KOMÜNİSTLERİN YAPMALARI GEREKEN SAVIM (ŞİİR)

 Siyaset toplumu bölen, insanları birbirlerine düşman eden

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya türüdür

Siyaset bu durumda kendisini ancak 'Ahlak'çı, ve 'Bilim'ci olursa kurtarabilir

Ve çözüm olabilir

Yoksa çözüm değil bataklık, uçurum gibi

Sodom ya da Nazi dünyası gibi şeyler olur,

Doğru herşeyin doğru kuralı vardır

Doğru kurallar değil yanlış kurallar yıkılmak içindir

Ahlaka ve bilime aykırı herşey yanlıştır

İnanç da doğrudur, doğru herşey de hem ahlakçı hem bilimsel olur

Çünkü bilim nicel doğrunun yoludur, ahlak da nitel doğrunun yoludur

Ahlak ve bilim içermeyen inanç, inanç değil sanıdır, varsayımdır

Ve ya insanlığı yanlış, kötü, insanlıkdışı bir dünyaya götürür

Ya da yok olur,

Batıda inanç da, din de, demokrasi de, laiklik de, adalet de, akıl-ruh sağlığı da, özgürlük de

Yok çünkü Batı ahlakı ve bilimselliği dışlamış durumda

Örnek ki ensestlik gibi ahlaka aykırı herşey, astroloji gibi bilime aykırı herşey Batıda serbest

Oysa ahlak doğruya, bilim de gerçeğe giden tek yoldur,

Atatürk de, Atatürkçülük de inançtır

Komünizım(Komünizm) de yalnızca ekonomiyi devletleştirmek değilse inanç değildir

Gerçek ki insanı ilgilendiren herşey inanç olmalıdır

İnsan olmayan varlıklarda inanç olmaz, örnek ki hayvanlarda inanç yoktur

Bu nedenle ki 'İnsan' sözcüğü de, 'İnanç' sözcüğü de 'İn' ön eki başlar,

Atatürk'ün 'Önce ahlak ve bilim' demesi önemlidir

Yoksa vatanları mutlaka birileri kurtarır

Ancak dünyada hiçbir vatan kurtarıcı, Atatürk gibi 

'Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin'i diyecek kadar 'Önce ahlak ve bilim' dememiştir

Atatürk'ün temel özelliği vatanı kurtarması değil 'Önce ahlak ve bilim' demesidir

Ancak durum ki Atatürkçüler bunu anlayamamış görünmekteler

Çünkü sigara, içki, astroloji gibi bilimdışı şeylerin

Ahlakdışı moda türü, ahlakdışı pılaj(pılaj, pilaj) türü gibi ahlaka aykırı şeylerin yanındalar

Oysa Atatürkçülük ahlakı ve bilimi dışlarsa faşistlik gibi sıradan, değersiz, insanlıkdışı 

Birşey olur

Doğru inanç önce ahlakı savunmalı, sonra da bilimi, bilimselliği,

Atatürk 'Önce ahlak ve bilim' demeseydi Atatürk de, Atatürkçülük de inanç olmazdı

Ancak Atatürk 'Beni değil ahlakı ve bilimi dinleyin, örnek alın' diyecek kadar

'Önce inanç' demiştir,

Komünizım de inanç olmazsa insanlık için bir değeri, önemi olmaz

İnsanlıkdışı, eşya, teknoloji gibi birşey olur,

Atatürk siyaset, siyasi partiler, siyasetçiler gibi toplumdan oy toplamak için çalışmadı

'Önce ahlak ve bilim' savını yani inançını(inancını) gerçekleştirmek için çalıştı

Çünkü öncelikle 'Ahlak' içermeyen hiçbirşey inanç olmaz

Çünkü ahlak hem beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrimin, ve evrenin

En nitel zirvesidir

Hem de insanı hayvandan ayıran nitel en üstün farktır

Bilim ise beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrimin, ve evrenin 

En nicel zirvesidir

Ve insanı hayvandan ayıran nicel en üstün farktır

Yani bilim baş, ahlak da o başa koyulan taç gibidir

Bilim yol, ahlak da o yoldaki kural gibidir

Yani ahlaksız bilim de, bilimsiz ahlak da yanlış yola götürür, yanlış yola gider

Bu nedenle ki Muhammed de 'Önce ahlak ve bilim

Din ahlak ve bilimdir

Ahlak ve bilim yoksa din de olmaz' dedi

Yani ahlak yoksa inanç yani doğru insan olmaz

Bilim olmazsa da doğru inanç olmaz, örnek ki insanlar putlara taparlar

Ancak Chp örneğinden, ve komünistlerin durumlarından açık ki 

Genelde Atatürkçüler, özelde ise Chp de, komünistler de

Örnek ki ahlakdışı moda türüne, ahlakdışı pılaj(plaj) türüne, eşcinselliğe

Karşı olmamakla ahlaka

Astroloji gibi şeylere tepki göstermemekle de bilime aykırılık içinde olmaktalar,

Atatürkçülük de, komünistlik de inanç olmazsa önemsizleşir, değersizleşir, gereksizleşir

Bugün Akp olur, yarın başka birşey ancak bu tür siyasi partileri güçlü yapan şey inançtır

Ya da kendilerini inanç yani ahlak olarak göstermeleridir

Bu nedenle ki demokrasi ya da doğru dünya yanlıları öncelikle ahlaka ve bilime sahip olmalı

Ve ahlakı ve bilimi savunmalılar

Yoksa ülkelerinde asla egemen olamazlar

Ve ülkelerini de, dünyayı da insanlıkdışı, yanlış, kötü yola götürürler,

Bu nedenle ki önerim

Genelde Atatürkçüler, demokrasiciler, laiklikçiler, özgürlükçüler

Özelde ise Chp ahlakçı ve bilimsel olmalıdır

Chp 6 ok'una 'Ahlak' adı altında 7., 'Bilim' adı altında 8. ok eklemelidir

Yoksa 'Zafer' diye, Türkiye'de akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Batının

Temsilciliğini yapmış olur

'Önce ahlak ve bilim' diyen Atatürk'ün, Atatürkçülüğün değil

Ve Türkiye gibi ahlakçı bir ülkede asla iktidar olamaz,

Komünistliğin de 'Devletçi ekonomi' ve 'Beyinde bilimsellik' yanı önemlidir

Ancak komünistler de Marx'ın 'Din halkın afyonudur' safsatasını terk etmeli

Ve dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' Din hadisileri'nin din tanımını öğrenmeliler

Ve ahlak düşmanlığını da, din düşmanlığını da bırakmalılar

Ve Atatürkçüler de, komünistler de sigara, içki, astroloji gibi bilimselliğe aykırı şeylere de

Akıldışı-ahlakdışı moda türü, akıldışı-ahlakdışı pılaj türü, akıldışı-ahlakdışı sanat türü

Akıldışı-ahlakdışı ünlü türü gibi şeylere karşı olmalılar

Yoksa gelecekte %20'den fazla oy alamazlar çünkü ahlakdışılık yükseldikçe

Ahlakçılık daha da yükselir

Çünkü akıl-ruh sağlığına da, insanı hayvandan ayıran yola da 'Önce ahlak' kapısından gidilir

Yani Atatürkçüler de, komünistler de 'Önce ahlak' demedikçe demokrasi düşmanlığının da

Akıl-ruh sağlıksızlığının da ekmeğine tereyağ ve bal sürerler,

Gurur onur varsa doğru gururdur

Onur ahlak varsa doğru onurdur

Demokrasi ahlak ve bilimsellik varsa gerçek demokrasidir

Özgürlük ahlakçı ve bilimsel ise doğru özgürlüktür

Akıl-ruh sağlığı beyin ahlakçı ve bilimsel ise vardır,

Ey Türkiye, ve ey insanlık

Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi

'Önce ahlak ve bilim'de birleş.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 17.10.22/05.06